söyle...

0


vurdun...
vurdun...
vurdun...
ne zaman dedim ki durdun...
durmadın yeni baştan vurdun...
direndim önce isyan ettim...
beceremedim dualar ettim...
kabullendim pes ettim...
tövbe ettim yeter ettim...
inanmadın beter ettin...

bıktım hayat anlıyo musun?
yo-rul-dum...

senin gücün var mı hala?

"seni yerlerde göklerde bulamazlarken...bende gizli olduğunu sezenler olmuş..."

0

bi başka yanıyor içim bu akşam...
tokat gibi çarpıyor rüzgar ağaçlara kapıma pencereme...
bi damla gözyaşı süzülüyor yanaklarımdan...
sessizim susuyorum...

kime anlatayım derdimi...ne diyeyim...
anlatamıyorum işte kendime bile ben nereden bileyim...
yanaklarım gözlerim tamam da yüreğime akanları neyle sileyim...
çaresizim pusuyorum...

"cagatayhan"


yeniden kos yollarda...

0
neler gecti basından dimi?
ne acılar ne zorluklar ne bitişler yaşadın...

bıraktın mücadeleyi cogu zaman...yıldın...vazgectin...
ama bırakmadı hayat seni...
kaldırdı yere carpmak icin bir kez daha...

kaybettiklerini gördün di mi hep...
cok kaybettin cünkü...
kıymetini bilmedin elindekilerin...
hiç hiç hiç hiç...

farkına vardığında da zannettin ki her şey bitti...
elinde hiç bişey kalmamış...
bi hiç olmuşsun
bi boşluk
koca bi soru işareti önünde...
ne sağından geçilir ne solundan...

ama ama ama...

vazgeçme...
bırakma...
dinle bak ne diyo?

"hayır sen hiç korkma...
yarın senin yanında...
yeniden koş yollarda...
durma...durma...

hangi el güçlü bu ellerden...
yiğit yüreklerden...
başlasak yeniden yeniden yenideeeeeeeeeeennn..."


eğsin basımı eğebilen..!
ağlatsın beni gücü yeten.!
dimdik ayakta olacağım yeniden.!!!

bir selama değmedi mi?

0
Bu gün ben seni gördüm
Selam vermek istedim
Yüzünü yana çevirdin
Söyle,yıllardan beri
Kalbimiz beraber duydu
Beraber vurduğu yılları
Peki,ne çabuk unuttun
Beş yıl gözümden akan o kanlı yaşları
Bir selama değmedi mi?
Hiç yüzüme bakmadan yanımdan nasıl geçtin
Sen aşkın selamını korkuya mı değiştin
Yoksa sen kendi yeminine sözüne sadık kalmadın mı?
O kadar yakın iken bu kadar uzak oldun
Tatlı gülüşlerimiz, acı feryatlarımız
Bir selama değmedi mi?
Kaygılı-kaygısız anlarımız
Bir selama değmedi mi?
Yalnız şimdi anladım ah sen daha benim için
Ulaşılmaz bir çiçeksin
Yaşanmış günlerim tekrar geri dönmeyeceksin
Kop ey tufan, es ey yel, Hazan oldum döküldüm
Tam beş yıl kalbimde
Beslediğim sevgi, bir selama değmedi
Bir günlük hasretime dayanamayan gülüm
Peki ne oldu bu hasret bir selama değmedi mi?
Gittin, arkandan baktım can ayrıldı canımdan
Sen nasıl sorumsuzca geçtin yanımdan
Ah çektim,üstümdeki yapraklar titredi gülüm
Senin kalbin titremedi
Arkanada bakmadın
Neden senin yolunu sevgi kesmedi?
Kazancımız söyle bu mu?
Söylenmemiş o selam elvedamız mı oldu?
Sen bana zulm ettin bana zulum yakışır
Bir selama değmeyen aşka ölüm yakışır

Bahtiyar VAHAPZADE

London Tomorrow

0
1-Churchill War Rooms
Visit the highly interactive and innovative Churchill War Rooms, the world’s first major museum dedicated to life of the ‘greatest Briton’.

2-Thames River Boat Cruise
See London from the river Thames, and take all day doing it!

3-The Tower of London
See the crown jewels and the white tower with a collection of royal armouries.

4-Tower Bridge Exhibition
Admire the exhibition, view from the top and the amazing engineering that moves the bridge

5- HMS Belfast
Only surviving vessel of her type to have seen active service during the Second World War

6-London Bridge Experience and The London Tombs
London Bridge Experience is a two-part tourist attraction within the arches of London Bridge. Firstly enjoy a fascinating trip back in time through the history of the bridge, then venture into the London Tombs for a terrifying encounter with the un-dead.

7-The Monument
Designed by Sir Christopher Wren and built to commemorate the Great Fire of London, the Monument is one of the best ways to enjoy the spectacular views of the City.

8-St Paul’s Cathedral
Come and experience the glory of St. Paul’s Cathedral and see how it’s iconic dome dominates the London skyline.

9-Kensington Palace and The Orangery
Kensington Palace has been shaped by generations of royal women from Queen Mary to Victoria and, more recently Diana, Princess of Wales.

10-Royal Albert Hall
One of the most famous performing arts venues in the world

11-Royal Mews
Discover a living part of Britain’s Royal heritage, responsible for all of the road travel arrangements for the Royal Family

Umarım yetişir hepsi:)

Devamı Pazar'a :)

İngiltere Günlüğüm-Part 2

0

-------------------------------16 Ağustos 2010----------------------------------------

01:45- Gözlerimi açıyorum.Önce kavrayamıyorum nerde olduğumu.Daha sonra yavaş yavaş oturuyor hafızam yerine...İngilteredeyim...Evimdeyim...Karnım da çok aç...Msnde, facebook'ta mesajlar var...Önce onlara bakayım sonra kalkıp bişeyler hazırlayayım yiyeyim...sonra da ütü yapar tekrar yatarım...diyorum...ama nafile...

06:30- Tekrar gözlerimi açıyorum...Şimdi daha dinç uyandığımı söyleyebilirim.Hemen kalkıyorum,duş alıyorum...Daha sonra traş olup ütünün başına geçiyorum.Pantolonumu ve gömleğimi ütüleyip giydikten mutfağa ilerliyorum...Güzel bir omlet, cheddar, nutella,jam ve çayla birlikte kendime geliyorum.Henüz vakit var taxinin gelmesine...BBC 2'yi açıyorum ve haberleri izliyorum...Enflasyon burada da başa bela...

08:27- Kapım çalıyor..Ayakkabımı bağlayıp kapıyı açıyorum.Gelen Hande...Birlikte dışarı çıkıyoruz.Kapının önünde Mercedes Vito bizi bekliyor...Günaydın diyerek biniyor ve Tesco Extra'nın bulunduğu Brookfield Center'a doğru yola çıkıyoruz.

08:45- Tesco Extra'nın önünde iniyoruz...Soğuk içimizi titretiyor...Henüz 15 dakikamız var...Müşteri girişinden giriyoruz ve fikir sahibi olabilmek adına mağazada hızlı bir tur atıyoruz...Oldukça büyük ama şaşırtıcı derecede düzenli...




08:55- Locker'lar için anahtarımızı ve Visitor yaka kartlarımızı alıyor listeye adımızı yazıyor ve Sue'yla buluşuyoruz.(Sue bizim mağaza sorumlumuz)Bir anda kendimizi Team 5 toplantısında buluyoruz...Önce kendimizi tanıtıyoruz sonra mağazadaki manager'lar sırasıyla kendilerini tanıtıyorlar bizlere...Ardından daha önce formalite olduğunu düşündüğümüz Tesco prosedürlerini hiç bir noktasını atlamadan uyguluyor ve önceki günün verilerini titizlikle değerlendiriyorlar...

09:45- Check-out manager Andy bizi Check-out team leader olan Stan'le tanıstırıyor...Oldukca güleryüzlü ilgili birisi...İkimizi ayrı kasalara yerleştiriyor gözlem yapabilmemiz için...Benim olduğum kasanın patronu Katleen...50'li yaşlarda inanılmaz sevimli ve canayakın bir teyze...Bana işiyle ilgili tüm detayları o yoğunlukta atlamadan anlatıyor...
Pazartesi sabahın köründe ne yoğunluğu demeyin...Kasa 10 saniye bile boş kalmıyor...Üstelik hemen hemen tüm kasalar açık...
Bir çok müşteri benimle sohbet ediyor...İngilizler hakkında fazla önyargılıyız sanırım hepsi inanılmaz güleryüzlü ve konuşkanlar...Şimdiden çok sevdim...
Bebekler inanılmaz tatlı ısırasım geliyor:)Hatta bir tanesi kasaya tırmanıyor oturduğu sepetten ve yanıma geliyor:) Keyifli anlar yaşıyoruz...

12:30- Tesco Cafe'de öğle yemeğimizi yiyoruz...

13:30- Öğleden sonraki programı sormak için Sue'nun odasına gidiyoruz...14:30'da başlayacağımız söyleniyor...Staff Restaurant'a gidip birer kahve içiyoruz...

14:30-Customer Service'in önündeyiz...Bugün oldukça yoğun...Manager hanımefendi henüz ortalarda gözükmüyor...Saat 15:00 gibi geliyor ve özür dileyerek bugünün çok yoğun geçtiğini Customer Service bölümünü başka bir güne taşımanın daha faydalı olabileceğini söylüyor...Kabul ediyoruz...

15:15- Mağazayı keşfetmek için güzel bi fırsat yakaladık...Tüm reyonları karış karış geziyor ve notlar alıyoruz...Burası gerçekten bambaşka bir dünya...

17:15- Taksimizi bekliyoruz...Hangi girişten bizi alacağını tam kestiremediğimiz için telefon açıyoruz...Hande konuşuyor laf arasında da Mercedes'ten aşağısına binmem diyor...Lafı bitmeden muhteşem bir Mercedes'in şoförü çıkıp Parkside Apartments? diyor...Yessss diyor atlıyoruz arabaya:)
Evet çok iyi hissettiriyor...

17:35- Evdeyimmm...Çok açımmm...Hemen aldığım tavuk yemeği ve makarnayı mikrodalgaya atıyorummm...10 dakika sonra yemeğim hazır...

Şimdilik her şey harika gidiyor... :)

-----------------Devamı Gelecek------------------------------------------------------

İngiltere Günlüğüm-Part 1

0
------------------14.08.2010-------------------------------------------------

11:40- Abdulkadir'in internet kafesinden Murat,A.Kadir ve ben durağa doğru hızlı adımlarla yürüyorduk.

11:50- 671 numaralı Buca otobüsüne bindik ve Murat'ın evine doğru harekete geçtik.

------------------15.08.2010-------------------------------------------------

00:40- Murat'ın evindeyiz henüz taksinin gelmesi için 1 saatten fazla zamanımız var.Uyku ve yorgunluk heyecanı bastırıyor.Hava çok sıcak.

01:45- Taksiyi beklemek üzere caddeye çıkıyoruz.20 dakika gecikmenin ardından konuşkan/yardımsever taksici ağabey nihayet geliyor ve havalimanına gidiyoruz.

02:10- İzmir Adnan Menderes Havalimanına geliyorum. Handeyle görüştükten sonra yerlerimizin yanyana ayırtıldığını öğrenip check-in'e giriyorum.Koltuk numaram 16A

04:00-Uçağa biniyoruz.Oldukça hızlandırılmış bir ikram servisinin ardından bize içecek vermeyi unutuyorlar.Ardından iki hostes ayrı ayrı içeceklerimizi getiriyorlar.İkincilerin gelmesinden 5 saniye sonra kabin amiri inişe geçtiğimizi ve masaların kaldırılması gerektiğini belirtiyor.İkinci içecekleri olduğu gibi geri veriyor THY'nin bu plansızlığına şaşırıyoruz.

05:45- İstanbul Atatürk Havalimanı'na iniyoruz.Uzun bir yürüyüşten sonra dış hatlara geliyor yurtdışı çıkış harcımızı ödeyip gümrük kontrolünden geçtikten sonra 226 no'lu çıkış kapısına doğru ilerliyoruz.Yine yorucu bir yürüyüş oluyor ve ardından boarding'e yaklaşık bir saat kala kapıya varıyoruz.

07:45- Yavaş yavaş uçağa doğru hareketleniyoruz.Uykusuzluk hat safhada,heyecanlanmamızı engelliyor.Bir Boeing 787...Oldukça lüks ve THY'den beklenen kalite burada kendini gösteriyor.Çoğunluğu uyuyarak geçen 4 saatlik yolculuğun ardından İngiltere'ye varıyoruz.

10:25 (Yerel saat) İngiltere Londra Heathrow havalimanına iniş yapıyoruz. Heyecan katsayısı giderek artıyor.Yine yorucu ve uzun sayılabilecek bir yürüyüşün ardından kontrol noktasına geliyoruz.Hint asıllı olduğunu düşündüğümüz sevimli bir amca kontrollerimizi yapıyor parmak izlerimizi alıyor ve ülkesine giriş yapmamıza izin veriyor. Sorunsuzca...

10:50 Valizlerimizi alacağımız noktaya geliyoruz.Bir çok valiz geliyor ama bizimkiler ortada yok.Uzunca bir bekleyişten sonra önce Hande'ninki daha sonra benim valizim geliyor ve yolcu çıkışına doğru ilerliyoruz.

11:20- Bir süre devam eden arayışlarımızdan sonra telefonun da yardımıyla bizi bekleyen taksicimizi buluyoruz ve onu takip etmeye başlıyoruz.İngilizcesi şaşırtıcı derecede zayıf. Otopark'ta bizi bekleyen Wolksvagen Sharan aracımıza binerek Cheshunt'a doğru yola çıkıyoruz.

11:35- Londra içlerindeyiz. Çok serin harika bir havası var. Bir başkent havasından uzak oldukça doğal yemyeşil bir şehrin yollarında keyifli ve gülümseyerek ilerliyoruz.Trafik bir noktada oldukça yoğunlaşıyor.Ve şoförümüzün navigasyon cihazının yardımıyla alternatif bir güzergahtan yaklaşık 1 saat sonra Cheshunt'a ulaşıyoruz.

12:45- Tesco Genel Merkezi'nin yeni binasının önünde aracımız duraklıyor. Kalacağımız evlerin anahtarlarını almak için Genel Merkez'in güvenlik masasına gidiyoruz. Zayıf ingilizcesiyle yaşlı siyahi bir amcaya durumu izah ediyoruz.O da başka bir siyahi amcaya haber veriyor ve ardından anahtarlarımızı alarak taksimize dönüyoruz.

12:55- 10 dakikalık bir yolculuğun ardından hafif zorlanarak Montayne Road üzerindeki Parkside Apartments'ı buluyoruz. O da ne. Anahtarım dış kapıyı açmıyor. Neyse ki Hande'nin anahtarıyla dış kapıyı açarak içeri giriyoruz.Eşyalarımızı bırakmak üzere odalarımıza doğru ilerliyoruz. 2 Numaralı oda benimki.Oda diyorum çünkü beklentim o yönde. Ancak bir dakika sonra fikirlerim tamamen değişiyor. Süper lüks bir daireyle karşılaşıyorum. HD televizyon deri koltuklar full ankastre mutfak çift kişilik son derece konforlu bir yatak...Aradığım her şey var...Şok olmuş bir biçimde Hande'nin odasına gidiyorum.Onunki de aynı...Hayretler içerisinde birbirimize bakıyoruz.Bunun bizim için fazla olduğunu defalarca dile getiriyoruz. Daha sonra dinlenme aşamasına geçmeden alışveriş yapmamız gerektiği konusunda anlaşarak kendimizi Cheshunt sokaklarına atıyoruz.

13:50- 10 dakikalık bir yürüyüşün ardından gelirken gördüğümüz Tesco Metro Store'a ulaşıyoruz.Beklentimiz Kipa Express'le eşdeğer olduğu için girdiğimizde çok şaşırıyoruz.Oldukça büyük içerisi.Hipermarket konsepti olarak değerlendirilebilir.Oldukça düzenli ve şaşırtıcı derecede ucuz. Sepetimizi tamamen dolduruyoruz.Yemek için kızarmış tavuk göğüs eti alıyoruz kokusuna dayanamayıp...Eve doğru elimizde poşetlerle yorucu bir yürüyüşe başlıyoruz.İtalyan sosum dayanamayıp kendini atıyor kaldırıma ve pufff...İngiltereye ilk zararımı veriyorum.Neyse ki eve ulaşabiliyoruz.

16:00 Hande'nin odasında yemeklerimizi yedikten sonra odama geliyorum.İnterneti ve televizyonu keşfettikten sonra bir duş alıyorum.Daha sonra yatağa geçiyorum.Planım internette takılmak biraz...Ama ne mümkün...

---------------------Devamı gelecek--------------------------------------------------------

selamsız...

0
bir isaret bekliyorum sanki bugünlerde...
ya bir yol acacak yepyeni günlere...
ya da alıp götürecek beni eskilere...
bugünümden bir hayır görmediğimden herhalde...
yeri yok yaşadığım anın yüreğimde...

demiştim ya "anı yaşa"...
olmadı işte hiç yakalayamadım o anı...
ya yüreğimde kalmış yıkık dökük bir anı...
ya da geleceğe dair umutsuzluk çaldı benden zamanı...

sensiz kaldım...
ansız kaldım...
bensiz kaldım...
tatsız kaldım...
umutsuz hevessiz kaldım...
sessiz kaldım...
nefessiz kaldım...

herşeyden geçtim geçmesine de artık...
sindiremedim bi türlü...tek kelime selamsız kaldım...

buralardan...uzaklara...

0
karmakarısık...
kalbim...
beynim...
ve hangisine ait bilmiyorum ama duygularım...
bi nevi çaresizlik...
nası geçicek ki bunlar...
bir kez daha atlatılabilecek mi...
bi çare bulunabilecek mi...
her şeyi bırakmak mı lazım...
bambaska biseye odaklanmak mı...
uzaklara gitmek mesela...
bırakıp geride herşeyi...
gidip dönmemek mi...
içindeki tüm kötü hislerin türkçesini unutana kadar...
cok bilinmeyenli bi denklem değil bu...
bulabildiğim tek cözüm bu...
ve elimden gelirse şayet...
bunu kovalamak gerek...
gitmek
dönmemek
kaçmak
saklanmak
hatırlamamak
unutmak
unutulmak
düsünmemek
dağıtmak
kafayı
kendini
beni
seni
herşeyi
...

yolum açık olsun insallah...
gitmek istiyorum dönmemek...

sığamadım buralara...

duydum ki...

0
duydum ki unutmuşsun...
beni bizi her şeyi...
gözlerimin renginin kıymeti yok...
ama tabi bu sana yaş akıtmadığı için değil...
çok daha net gösteren şeyler olduğu için gerçeği...

tabi unutuluyor evet...
bazen elinle yapıyorsun...
bazen elinle...
bazense elinle...
evet evet ben yaptım her şeyi kimsenin suçu yok...
ne yedi renk olabilmişim...ne de tende can...
gündüz hayalinmişim gece hayalin...pehh...

şimdi iki açıklaması olabilir bunun...
ya ben gerçekten hiç bişeye değmiyorum...
ya da kimse benim yaptıklarıma değmiyor...

yine herkes suçsuz kalsın...
verilen sözler ortada kalsın...
ben yine kendi kendime...
kendi başıma sadece...
yalnız başıma...

acırım heder olan o en güzel yıllara...
tabi onların güzelliği de bir hipotezden ibaret...

çok mu fazla bu sitem???

koparılan çiçekler...

0
ben yazdım kadere hüznü perişanı...
yazdım da bitemez mi ümitler cidden...
yalan o kuyruklusundan hem de...
öyle de biter ki hem de...
kısa çöpü çekersin milyon kere peşpeşe...
o da koymamaya başlar bi zaman sonra...
öylesine kabullenirsin ki durumu...
artık içinden hiç bişeyi düşünmek bile gelmez...
katlanırsın kabullenirsin çaresizce...
sahi anlatabilir misin kimseye?
kimse kimsesizliğini hissedebilir mi?..
kimse derdine ortak olabilir mi?..
(çare olmasından geçtim dikkat ettiysen)
kim bilir...
belki...
bi gün...
yok yok bu sorular o bitemeyen ümitlerin emaresi...
bitemeyen ümitlerin bittiği yerden sesleniyorum...
yok yok merak etme seni sevmiyorum...
ben o yalana artık inanmıyorum...

s
u
s
m
a
k

g
e
r
e
k
!

yazmak

0
hiç bir zaman çok kolay olmadı...
kelimeler kendi kendine dolmadı...
bakmadı hayat yüzüme her zaman...
yani olmadı hayatım aman aman...
ama hep ona sarıldım...
bi güncem vardı öncelerde...
elimden düsmeyen okulun bahcesinde...
sonra karakter sınırlarını zorlayan mesajlarda yanımdaydı...
bi nevi 7/24 her anımdaydı...
bos bi word sayfası derman oldu bazen derdime...
sonra internete döküldü kelimeler kendi kendine...
dönüp baktığımda bazen...
yasın kac senin cocuk neden...
bi mutlu anın olmadı mı kalemine değecek kadar değerli...
dönüp baktığında seni güldürecek kadar cilveli...
olmamış...mı?
yazmamışım en azından...
yazamamışım...
yazdırmamış...
yazdırmamışlar...
yazdırmıyor...
yazdırmayacak...

sen yazsan da nafile cevapsız pek bi anlamı olmayacak...
(evet hala uykusuz...)

N D N

0
çok güldüm...az ağladım...
hissettiklerimle ters orantılı yani...
gülünecek ne vardı...vardır elbet...
peki ya ağlanacak...yok aslında...
çok saçma değil mi...
yazdıklarım...
yazacaklarım...
dilime vurulmuş kelepçe...
elimi de tutmuş belli ki...
bu daha yazmayan halimmiş demek ki...
hayatımın en güzel parçası üç nokta...
ne varda mutlu oldum ne yokta...
bu bir şiir değildi aslında ama...
yine şiir oldu çıktı sonunda...
bi gün birileri okursa yazdıklarımı...
beklemiyorum gerçekten anlamalarını...
çünkü ne içimdekiler dökülüyor yazıya...
ne de "N"

sorgulama hayatı...
sadece yaşa...




eskiden...

0
ne kadar eski o kadar iyi gibi sanki,
her fırsatta dönebildiğince eskiye dönmek.
ulaşılabilir olan genelde yakın olan.
yakın geçmiş yani.
ne derece dindirir acını.
ne kadar gecmisteyse o kadar.
yani az.
yani yetmez.

icimde kalan ne ki?
fazlasını yasadım aslında...
her seferinde sanki bosa gitmis bi hayat gibi oluyo.
ama hic biri yeni bi hayat gibi gelmiyo.
bin kere ölüyosun.
bi kere bile doğamıyosun.

neye bulastm ben Allah'ım....?

kim ?

0
ben susuyorum...
oda,duvarlar,gecenin karanlığı...hepsi suskun sessiz...
peki kim bu konuşan?
içimi kemirip duran ne?
nefesimi daraltan, içimi öldürürcesine sıkan bu his ne?
ne zaman beni terkedip gidecek...
daha ne kadar uyumam,unutmam gerek....
ne yapmam lazım?

"SİL BAŞTAN MI?"

hayır hayır...
ben bu ne olduğunu bilmediğim şeyi unutamayacağım.
ne olduğunu da bulamayacağım...
biri çıkıp anlatmazsa hatırlatmazsa şayet...

çok sıkıldım...çok bunaldım...çok yoruldum...
hayattan zevk alamıyorum...
kimseye neşe, hayat enerjisi katamıyorum...
bende kalmadığından zahir.
o zaman almamak lazım sorumluluk...
kimsenin başını yakmamak lazım...
susmak uyumak unutmak lazım...
beni seni dünyayı herşeyi...

ta ki bulana kadar...
neyi mi?
kimi mi?

her neyse işte...

birbaskabambaskabirbambaskabaskabambaska

0
bambaska biseyler var bu gece...
bambaska bir uykusuzluk...
baska baska sarkılar...
baska baska duygular...
bambaska sorular, sorunlar...

bir baska sıkıntı var icimde bu aksam nedenini bilmediğim...
birileri her gece yatarken uyuyamayım diye dua ediyor sanki...
ben de bu gece eğer gerçekten öyle bir şey varsa, onlar rahat uyusun diye dua ediyorum...
benim icin kötü düsünen her kim varsa bu gece cok rahat uyusun...evet sizi rahat ettirecek kadar sıkılıyo içim...

bu gece bir ben var ki benim içimde, benden öte benden ziyade...
ama bir gün bitecek bu çile gönül...sabret...isyan etme...
ordaki sığınacağın ismi biliyorsun...senden öte benden ziyade...

aklıma mukayyet ol rabbim..!
nolur.!

bu ne cok yalnızlık..

0
şimdi döööön diye haykırmak vardı da,
kime, neye , niye...
kim niye dönsün ki...
dönse neye yarıcak ki...
ama hakkaten bu ne cok yalnızlık...

yeni bişeyler istiyo bu ara içim...
yaşadığım hiçbişeye benzemesin...
kötü anıları olmasın...
yepyeni...güzel bir şans istiyorum hayattan...

vermez ki...

sen olsan verir miydin o şansı?
hayır vermezdim.

olsun be
kimseye ihtiyacım yok


avun cagatay avun...harbiden aska asık olmussun haberin yok...

baaak bulamadım başka bir ten

0
yine bana öğlen olduğunu iddia eden bir sabah...
sensiz diyemicem senin kim olduğun konusunda kararsızım...
kimsesiz bir sabah...
kimilerine göre aksam oldu...
yastığımda kalmıs yüzün...
ama tanımıyorum...
ama cok arıyorum...
sade bir yüz değil...
bulduğumda mutlu olucam mı...
inan hic zannetmiyorum...
say ne kadar zaman oldu?
baslangıc noktası neresi ona bağlı tabi...
artık ben bile kestiremiyorum nerde basladı bu salak mod ama...
sanki artık sonsuza kadar böyle gibi...
onun için alış çağatay...bu böyle...
herkesi unutsun da yüreğin...
yok devamı...


uyku mu...

0
03:51
ask for answers
placebo
uykusuzluk
yorgunluk
sabah okula gitme zorunluluğu
gitmek istememe
bozuk bi psikoloji
çaktırmama
time to pass you to the test
03:53
saçmalama
uyumak isteme
uyuyamama
deli gibi uykusu olma
sessizlik
brian molko
sessizlik
to ask the see for answers
karanlık
uyku
özlem
neye
belli
mi
değil
o
zaman
şşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşşş...yat da uyu cagatay...

film izle film izle para kazan evde is blogger themes 7 e kitap izle